PDA

Orijinalini Görmek İçin Tıklayın : bir aşkın anatomisi



madhouse
09-04-2009, 10:43
“beni tanımıyorsun...”

onca yaşanmış şeyden sonra ne gariptir –ya da komik mi desem veya acı- aklımda kalan nadir cümlelerden birisi bu. pek de romantik bir cümle değil, farkındayım ama kalmış işte aklımda. ya ıssız bir köşede demleniyorduk ya da eve dönüş için ayrılık vaktiydi. zira bu sözlerden sonra gökyüzüne bakmış ve yıldızları izlemiştim biraz. ha, birde akşam vaktiydi...

şimdi düşündüm de ne çok demlenmişiz biz seninle. alkol karışınca damarda kana bütün problemler hemen halledilebilecek kadar kolay duruyor insanın gözünde. biz, belki de bu yüzden, tutunamadık seninle. o bir türlü kapatamadığımız, önemsemediğimiz yaralardan sızan kanlar öldürdü bizi. pansuman yapmakta çok geç kaldık. başbaşa kaldığımız-kalabildiğimiz nadir anlarda yeni yaralar açtık, daha çok deştik birbirimizi. tek bir çizgimiz vardı birbirimize dair, üstünden geçe geçe büyütüp acısından dizlere kapanıp ağladığımız, artık dayanamaz hale geldiğimizde kesip attığımız... seni bilmem ama ben façalarımı gizleyemediğim için kaçıyorum insanlardan, o şuh kahkahalarından, şişirilmiş özgeçmiş halindeki pespaye tesellilerinden...

küçük adamın oldum ben hep senin. başarılması zor görevlerini yüklenmedim-yüklemedin. yüzeysel şeylerdi hakettiğim nazarında. kaçış kapını farketmeden ben oluşturdum üzerine gelmeyerek. sen yaralı bir aslan, ben ise ceylandım yanında. ormanın bütün acılarını çekmiş, raconunu öğrenmiş aslan, kurt olmaya çabalayan ceylana yöntem gösteriyordu bizim masalımızda ve masalımız çocuklara anlatılamayacak kadar ahlaksızdı. ceylan her seferinde piştiğini ispatlamaya çalışıyor ama aslan “büyüklüğünden” dolayı hoş karşılıyordu bu “çocukluk”ları. belki aslan kuzuydu belki de ceylan bir şahin. o kadar çok karakter vardı ki ortada çözülmez bir fabl oluyordu bizim hikayemiz değme la fontainelerin anlatamadığı. oysa denklem çok basitti: ben senin çiftliğinden habersizdim, sen benim. aslında seninki içeri girilmeyecek kadar pahalıydı, benimkisi ise uğramaya değmeyecek kadar ortalık bir yerde, değersiz...

ben bir kalabalıktım. yüzlerce kişiliğin arasında kalmış, bunalmış bir çocuk vardı benim dünyamda. kariyer yapabilmesi için hepsini tanıması gereken ve o anda onlardan biri gibi olmak zorunda kalan bir çocuk vardı. salonun büyüklüğüne aldırmadan çalışan, çabalayan ama zamanı durduramayacak bir çocuk; ve vakit bitti... sen yalnızlık oldun her zaman. partiyi düzenleyen ama insanlardan tiksinen kız vardı senin dünyanda. sahte gülücüklerle o insanlarla doldurduğu salonu baştan başa geçen ve umarsızca balkonda tek başına sigarasını içen kız.

ben bir caddeydim. beni sevmeyen bir çocuk yürüyordu içimde. az buçuk içinde de olsa yaşadığı aşklarını almıştım elinden ve şimdi yeni birisiyle korkakça adımlıyordu beni. sen sokak oldun. caddeden bunalan bir kız vardı içinde. tercih yapmakta zorlanan, iki beden arasında kalan bir kızın kaçış noktası oldun. hep caddeye bağlı olan ama içinde ondan çok daha farklı bir dünya bulunan bir sapaktın, çıkmazdın, labirenttin ve barların vardı içinde, simitçiler, kerhane tatlıcıları ve bir gecelik aşklar, erkeksiz kadınlar, kadınsız erkekler...

sen bir şehirdin. içinde misafir bir çocuk vardı onca kalabalığın arasında amaçsızca gezinen, bileti yanmış, hareket saatine iki saat kalmış. o içinden akan nehirin kenarında kahvaltısını yaparken güneşin doğmasıyla beraber biten aşkını düşünen ve gece vakti ana caddende sinirini yatıştırmak için gezerken, gençlik çarşında tavla atarken, tekelcinden bira alırken yanında olan “sen”in sevgili olduğunu sanan. ben ise otogar oldum. geleni sen karşıladın, gideni ise ben uğurladım tek el sallayanı olmaksızın. sıradanların arasından özelleri ben seçtim ve “seçilmişleri” sana yolladım boğman için. sonra tekrar bana geldiler, asıl suçluya, suçlu olduğumu bilmeksizin. çekip gittiler götürebildikleri-kurtarabildikleri yanlarıyla beraber; el salladım, görmediler...

sen bir kızdın. huzuru seven, başlangıçlara korkusuzca kucak açan, aşık olan, terkeden, sarhoş olan, kusan, şarkı söyleyen, dans eden, gülen, tekil... ben bir erkektim. hep geç kalan, temkinli, saf, süründüren, mesafeli, anlaşılmaz, soğuk, senden bir parça, sevecen, hayatı kaçıran... sen ben olduğunda ben hiçkimseydim. ben sen olduğumda sen çoktan biz olmuştun bile. sen biz olduğunda ben başkası oldum. ben biz olduğumda sen kim oldun? sen benden önce başladın ve bitirdin bu aşkı, ben ise bittiğini anladığımda daha yeni başlamıştım. onlarsa bir türlü anlayamadı bizi.

çok önemsemedik hayatı ve aşkı da önemsenmeden de başarılabilecek birşey zannettik. o kadar tekildik ki “tek kişilik bir yalnızlığa bile rahatça sığarız” demiştin. oysa yalnızlıkta iki kişi olmaz-olamazdı, bizim yalnızlık zannettiğimiz şey ise ayrılıktı. anladık ki aşk bir oyun değil, çözülmesi emek ve birikim isteyen zor bir denklemmiş ama biz onu oyun zanneden küçük yaramaz çocuklardık. aşk ciddi bir işti ama sen bir çocuktun; ve ne yazık ki ben de...

bu yazıyı seviyorum. yeniden ekleyim dedim o yüzden :rolleyes:

lostname
10-04-2009, 00:04
sen bir kızdın. huzuru seven, başlangıçlara korkusuzca kucak açan, aşık olan, terkeden, sarhoş olan, kusan, şarkı söyleyen, dans eden, gülen, tekil... ben bir erkektim. hep geç kalan, temkinli, saf, süründüren, mesafeli, anlaşılmaz, soğuk, senden bir parça, sevecen, hayatı kaçıran... sen ben olduğunda ben hiçkimseydim. ben sen olduğumda sen çoktan biz olmuştun bile. sen biz olduğunda ben başkası oldum. ben biz olduğumda sen kim oldun? sen benden önce başladın ve bitirdin bu aşkı, ben ise bittiğini anladığımda daha yeni başlamıştım. onlarsa bir türlü anlayamadı bizi.

yazı çok güzel ama burası özellikle çok güzel

haybeden gerçeküstü bir aşk daha işte

Bab VerLoren
10-04-2009, 11:39
yuregine saglik perim :silly

madhouse
10-04-2009, 11:41
okudun mu :D

Bab VerLoren
10-04-2009, 11:42
gozum sey oldu :silly

madhouse
10-04-2009, 11:42
hiç duygu kalmamış hiiiçç. yazıklar olsun :silly

Bab VerLoren
10-04-2009, 11:44
ozetleyecek olursak ? :D

madhouse
10-04-2009, 11:45
özetleyecek bişey yok. güzel bi yazı. hepsi o :D

Bab VerLoren
10-04-2009, 13:21
tamam iste yuregine saglik :D

boshver
10-04-2009, 13:40
Issiz Adam ( ne yazik ki)

dilayda
10-04-2009, 13:53
Issiz Adam ( ne yazik ki)

herkesin derinlerinde ıssızlıkkkk varrr maalesefkii

boshver
10-04-2009, 13:54
Dilaydacigim, ben filmi hatirlayip da kendi adima utandim (harcadigim vakti dusununce) :)

dilayda
10-04-2009, 14:02
Dilaydacigim, ben filmi hatirlayip da kendi adima utandim (harcadigim vakti dusununce) :)

benim buradaki ıssızlık yorumum filmle alkalı değildi....
kim karşısındakine tüm benliğini açabiliyorki veya açıyorrr kastım aşağı yukarı buyduuu
kim öyle diyorsada derinlerinde bişiler saklıdır kendi kanaatim :)

boshver
10-04-2009, 14:04
Tehlikeli Masallar aklima geldi, yok, durustluk tek tek acilan gomlek olmazsa zehirler.

dilayda
10-04-2009, 14:06
Tehlikeli Masallar aklima geldi, yok, durustluk tek tek acilan gomlek olmazsa zehirler.

herşey yalannnnnnnnn.....:rolleyes

Lider
10-04-2009, 19:34
değil...

kamen
10-04-2009, 21:49
görücez yalan mı değil mi :silly

dilayda
10-04-2009, 22:35
görücez yalan mı değil mi :silly
gördünmü yalanmı değilmi :yırtıkdon

kamen
11-04-2009, 00:20
zaman göstercek.

Essovius
11-04-2009, 03:57
sen hezeyanı bilir misin :cigaralib:

insensitive
11-04-2009, 04:18
sen bilir misin?

Essovius
11-04-2009, 05:25
evet , bu yazı bir hezeyan.

madhouse
11-04-2009, 09:38
neden hezeyan?

PeNTaGRaM
12-04-2009, 16:53
nasip kısmet i$leri bunlar