PDA

Orijinalini Görmek İçin Tıklayın : İnsanı Acı Değil, Kendine acımak Bitirir...



ÇILGIN
16-12-2009, 03:31
Hayatımızın çeşitli dönemlerinde her biri farklı nedenlerden kaynaklanan şiddeti ve yoğunlukları farklı acılar çekeriz. Çektiğimiz acıların nedeni ne olursa olsun bazen bu acıyla içimizdeki coşkuyu da kaybederiz. Bir zamanlar canla başla istediklerimizi hedeflediklerimizi ulaşılmaz hatta anlamsız görmeye başlarız. Bir anda yaşamdaki tüm olayların altında ezildiğimizi hissederiz.

Çevremizde acılarımızı paylaşacak bir dost ararız. Bir zamanlar kendimizden maddi manevi pek çok şey verdiğimize inandığınız dostların bir anda yok olduğunu görürsek acılarımıza baş ağrılarını da ekleriz. Bu düşüncelerle ruhumuz yanında bedenimiz de yıpranır. Her zaman aynı işleri rahatlıkla yapan bedenimiz takınmış olduğunuz karamsarlıktan ve içimizdeki coşkunun yok olmasından dolayı halsiz ve yorgun düşer.

Hayata böyle bir ruh haliyle bakarken; gerek iş gerek özel yaşamımızdaki insanların her hareketi bize batmaya başlar. Onların umursamazlıkları duygusuzlukları bizim için gittikçe çekilmez bir hal alır. Sürekli odaklandığımız ve kafamızdan atamadığımız bu karamsarlık bizden tüm coşkuyu alır gittikçe daha çok hırpalayıp yıpratır.

Bir zamanlar çevresinde pek çok güzelliği fark edip bu güzelliklerin tadını çıkaran tüm duyu organlarımız bile içinde bulunduğunuz gaflet yüzünden elimizdeki hazineleri fark etmekten mahrum hale gelir. Artık ruhumuzu mutlu edecek bedenimizi dinlendirecek etkenleri bulmak için direncimizi kaybetmişizdir.

Oysa düşündüğümüz söylediğimiz hayal ettiğimiz ya da hayal edemediğimiz her duygu bizim üzerimizde derin izler bırakır. Derinleşen bu izler gittikçe daha çok canımızı acıtır. O zaman ne yapmalıyız? Öncelikle kendisine ağlayan bir insan olmaktan kurtulmalı; acılardan ders çıkarmayı yenilgileri zafere dönüştürmeyi kaybedilenlerden bile kazanç elde etmeyi öğrenmeli ve bunları uygulayabilir hale gelmeliyiz.

Sürekli kendine acımak durmadan ağlayıp yakınmak yerine hayata anlam katan insanlardan olmalı yeniden yapılanmalıyız.

Nereye Gittiğini Bilen Kişiye Yol Vermek İçin Dünya Bir Yana Çekilir

Geçmişte yaşanan acılar geleceğe bakışımızı olumsuz kılacaksa daha yaşanacak çok acı var demektir. Bir bebek sahibi olmanın mutluluğunu derinden yaşamak isteyen anne adaylarına bir bakalım. Çoğunun doğum sırasında çekeceği acıyı ya da bebek doğduktan sonra hayatında oluşabilecek sıkıntıları düşünmeden sadece olayın coşkusunu yaşadığını görürüz. Doğum sırasında ve sonrasında çektiği acıyı bir anda unutturan içindeki hayatın sevgisidir. Peki minicik bir hayatı dünyaya getirirken mutluluk duyan biz insanlar neden kendi hayatlarımızı korumaya almadan acılara saplanıp kalıyoruz?
İçimizdeki coşkuyu hissetmek için öncelikle bunu candan istemeliyiz. Bundan sonra bir hedef belirlenmeli ve bu hedef için ilerlenen yolda tökezleyebileceğimizi göze alarak bu yoldan asla dönmemeliyiz.

İçinizdeki Coşkuya Sahip Çıkın

“Nereye gittiğini bilen kişiye yol vermek için dünya bir yana çekilirmiş.” der Star Jordan. Eğer gittiğimiz yolu bilir ve bu yolda ilerlemek için kararlı olursak hiçbir olay ya da kişi hedefe ulaşmak için bize engel olamayacaktır.

Hedeflere ulaşma yolunda ilerlerken en büyük engel kişinin kendisidir. Kendimize engel olmaktan kaçınmalı ve kendinize güvenmeliyiz. Acılarımızın arkasına saklanarak başarısızlıklarımıza sorumlu aramamalıyız. Ne olursa olsun içimizdeki coşkuyu öldürmemeliyiz. Unutmayalım ki; insanı acı değil kendine acımak bitirir!

Bugün güneşin üzerimize doğmasına izin vermeden günü erkenden yakalayalım. Sabahın ışıkları yeryüzüne vurmadan kendimizle ilgili yeni ve olumlu kararlar alıp bu kararlara ulaşmak için bir yol haritası çizmeye başlayalım. İçimizdeki coşkuyu hissederek kendimizi severek daha enerjik ve mutlu başlayalım güne.
Mutluluk ve başarı kadar coşkumuza sahip çıkmak da kendi elimizde...

Mihver
16-12-2009, 16:12
bunun gibi bir düzine kişisel gelişim kitabı var evde okuyorum bir şey değişmiyo :'(

Umo
16-12-2009, 18:23
dışarda oku bide

OsLeadER
16-12-2009, 18:24
bunun gibi bir düzine kişisel gelişim kitabı var evde okuyorum bir şey değişmiyo :'(


kişisel olarak son derece gelişmiş olduğundan olabilir :silly

Mihver
16-12-2009, 19:33
evet oda mümkün :silly

EL_Diablo
16-12-2009, 21:49
kimse karamsar istiyerek olmaz olsada istiyerek karamsar kalamaz

bir insanın karamsar olması için bir çok olayın yaşamı boyunca cereyan etmesi gerekir

örneğin ilk defa bir bisiklet yarışı yapacağı için ve kendine güvendiği için büyük hevesi olan bir çocuğun yarış başlar başlamaz o zamana kadar hiç bozulmayan bisikletini bozulup geride kalması bir anda tüm arkadaşları hızla ilerlerken çok rahat geçebileceği halde kendinden kaynaklamayan sebepten
dolayı biran de kendi yanlız ve yenik hissetmesi ile başlaya bilir

o olay benim hayatta yaşadığım ilk ciddi düş kırıklığıdır :D

devam ediim mi

işte budur amiga tamam 18vites dağ bisikleti tamam var çok sevdiği semt floryada oturuyor en iyi arkadaşı karşı ki blokta geçirdiği hergünden haz alırken bir aile anlaşmazlığı terk edilen ev arkadaş toplanıp kaldırlan oyuncaklarım bozulan aile düzeni

hayatında ilk defa aşık olacak kadar güzel bir kız görüp onunda ondan hoşlandığını anladığı için mutlu olan okul çıkışlarında servisten aşık olduğu kızın ona el salladığında kendini yine şanslı ve güveni tam hayat dolu etrafa bakması o şehirden ayrılıp yurtdışına gitmesi ile sona erer bir artısı aile tekrar birarada

yeni bir şehir yeni ortam yabancı arkadaşlar türklere nazaran souk arkadaşlar 2 sene geçen yanlız bir süreç derken 2 yeni arkadaş ve beraberinde okulun popüler gençliğine dahil olma futbol maçları ve başarlı geçen bir eğitim süreci yine geçirdğim hergünden haz alarak yaşarken bu seferde pederin işlerindeki aksilikler ve trye geri dönüş alıştığın şehirden arkadaşlara yine elveda

sana yeni gelen bir şehir ama özleminide hissettiğin bir şehir ama ne eski semtimdesin ne eski arkadaşlarının en ufak bir ulaşma imkanın yok ama kuzenin yan blokta oturuyor lise dönemi ağır dersler yurtdışından çok daha farklı bir eğitim sistemi başarısız geçen seneler ama kaldığım semt yaşadığım daire o kadar uyuyordu ki salonda oturup her günbatımı esnasında pembe mor bulutları seyrederek dinlenen bir müzik yeterken şaşkın ev sahibinin kredi borcu yüzünden taşınma faslı
yine arkadaşlarından uzak takılmayı sevdiğin capitölden uzak

yeni semt yeni başlangıç erenköy bagdat caddesi yakın 1 2 sene alış süreci okul kurs derken yaşadığın semtin hastası olmaya başlama arkadaşınla geceleri sahilde bir yürüyüş bir cafede kahve molası güzel sohbet cadde de bir tur yine haz almaya yeten bir düzen

başbelası bir ekonomik kriz devredilen iş yeri patronluğa son başka bir şirkette sıradan eleman olmaya merhaba bide en sıkıcı en yorucu en bıktırıcı bir bölümde başla şirkete çünkü orası ilerlemen için merdivenin ilk basamağı ama aşk öyle birşey ki ilerde adam gibi bir iş sahibi olmanın şart olmasından dolayı katlanınlan sürecin sıkıntısını hafifletiyor, işi alışma iş arkadaşlarına alışma sevmeye başlama yaptığın işi derken şirketin ekonomik önlemi senin bulunduğun bölümü özelleştiriyor tayininide hiç bir daha gelmek istemiyeceğin bir yere veriyor evinden ol arkadaşlarından ol sevdiğim semtten ol şehirden ol

yeni bir şehir yine ama bu şehir çocukluğun boyunca yurt dışında gezdiğin onca güzel yerlerden sonra bir azap gibi geliyor ama olsun aşk uyuşturucu gibidir çektiğin her türlü sıkıntıyı unutturur yeni bir iş düzeni yeni görevler büyük sorumluluk en son istiyeceğin bir iş arkadaşı kasaba gibi şehir derken o seni daha en başta bu şirkete girmende kızgın bir şekilde asla bir başkasının emri altında çalışmam diye pedere isyan etmene değilde suskan iyi napalım en azından yükselme ihtimalim var diye kabul etmene sebep olan o aşkın başrol oyuncusunun aslında düşüp taşınıp seni bir sevgili olarak göremediğini ilk defa net bir şekilde söylemesi ile zaten üzerine kapanan bu sevimsiz şehri biranda karabulutlar üzerinie kapandığını hissetmek

ertesi gün ruh gibi servise binip mecvur olduğun yapmak zorunda olduğunun işin başına dönüp gitmek, aylarca melankolik olup zaten zar zor haz aldığın bu şehirden nefret ederek yaşamana devam etmek derken istanbuldan en iyi arkadaşının seni ziyaret etmesi yavaş yavaş toparlamaya başlaman işte daha mulu huzurlu olman derken başına bir müdür tayin edilmesi hergünü daha stressli daha çekilmez kılması

haaeeghh (iç çekme) şimdi böyle bir süreçleri yaşamış insan karamsar olmayı tercih etmez ama olur

o karamsarlıktan kurtulmanın tek yolu kaybettiklerini geri almaktır veyahut alternatiflerine kavuşmaktır

ki bu sadece geçilen kısa bir özettir bir insanın her ne kadar her zaman kazancağı duygusunu kaybetmese bile bu hayatta şanslı olduğunu hissettiren bir çok olay yaşamış olduğu halde aksiklilerle de bir o kadar tadı tuzu kaçmış sada istesede karamsarlığını atamaz korktuğuda karamsarlığın kendisine yakıştığı mı yoksa zorla yakıştırıldığı mı sorusunun yanıtını bilmemesi

diyeceklerim bu kadar :cigara:

votkaci
20-12-2009, 23:23
çok kasmışsınız. depresyon deniyor buna. tablet tablet ilaç kullanarak normale dönmeyi beklemek de aptalca olur. çok basit çözümleri var bunun.

EL_Diablo
20-12-2009, 23:38
çok kasmışsınız. depresyon deniyor buna. tablet tablet ilaç kullanarak normale dönmeyi beklemek de aptalca olur. çok basit çözümleri var bunun.

depresyon içinde bulunduğun durumu kabullenmemeden doğar

kabullenen depresyona girmez

çözümleri kolay onu bizde biliyoruz :D ama onlar basit çözümler

basiti isteseydik zaten hiç karamsar olacak kadar yenilmezdik

karamsarların hayalinde bir mutluluk kendince bir tablosu vardır o tablonun içeriğindekiler tam istediği gibi görünmezse mutlu olamaz

kelebek
21-12-2009, 14:13
Yiğidi gül ağlatır, gam öldürür, naz m.koyar.

boshver
21-12-2009, 14:36
depresyon içinde bulunduğun durumu kabullenmemeden doğar

kabullenen depresyona girmez


Bunu kendin mi urettin yoksa uzman gorusu mu?

OsLeadER
22-12-2009, 16:39
Onu ben de anlamadım yav. Depresyonda olan kabullenince çıkar mı depresyondan?

boshver
22-12-2009, 22:00
Sundan sordum , mesela cok gorunen bir depresyon var, iste yeni anneler . Oysa 9 ay tasiyor kadin , doguma sulale geliyor, hamilelikte yardimlar, dogumda yardimlar, tavsiyeler . Yani kadinin durumu kabullenmemesi imkansiz . Ama cok goruluyor dogum sonrasi depresyon .

OsLeadER
23-12-2009, 13:17
Psikologa gidip depresyon tedavisini gören de kabullenmiş oluyor ama kimi zaman yıllar sürüyor. Bu da var mesela

tonguefu
23-12-2009, 15:20
rocky ye sorduk acı yok dedi

kelebek
23-12-2009, 15:22
Acı bir amaç değil özgürlüğe götüren bir araçtır. Değil mi sensey?

tonguefu
23-12-2009, 15:27
acı amaç diil özgürlüğe giderken ayağına batan dikenlerdir çekirge
bazen başka yerlerede batabilir

kelebek
23-12-2009, 16:50
Daha kötüsü dikenlerin içinde yuvarlanır gidersin, her yerine batar. Ama zamanla insan alışır bunlara, son kalan kulak arkasını korur hep. Sonunda pişer, yuğrum yuğrum yuğrulur hayat hamurunda. En son gelip yatar kara toprağın nemli kucağına.