PDA

Orijinalini Görmek İçin Tıklayın : İstemek nedir?



kelebek
07-04-2009, 17:49
Tüm insanların, hayvanların, ve hatta bakterisinden mikro organizmasına kadar tüm varlığın bir isteği vardır. Hiçbirşey istemiyorum derken bile istememek istemiş oluruz. Yani istememek dahi istekten öte değil. Her gün uykudan kalkıp bilincincimizin kendine gelmesinden itibaren istemeye başlarız. Dünyaya gözlerimizi açtıktan ölümün gelip kapatmasına kadar istemeye devam ederiz.

Bu noktaya kadar her şey normal gibi görünsede biraz daha düşününce istemekten çok daha öteye giden bir yolun başlangıcı görünüyor. Herhangi bir şeyi istiyoruz, ne istediğimizi doğru yada yanlış biz istiyoruz. İstemek için önce ''istemeyi istemek'' gerekir beynimizde istemek konusunda geriye doğru gittiğimizde her şey bir noktada sonlanıveriyor, acaba istemek fiilini isteyen kim?

İstemek fiilini istemeyi ben istedim diyelim o zaman istemek fiilini istemeyi isteyen kim? Aklın son ucuna değin yada sonsuza kadar bu şekilde devam edebilir. Biz her ne kadar ''ben istedim'' diyorsakta yinede ilk istemenin doğumuna ulaşabilir miyiz? O ilk istek nedir yada nereden gelmiştir?

burak
07-04-2009, 18:03
böle şeylere kafayı fazla yormamak gerekir :)
kayışta sıyarabilir :sevimli:

zufall_allen
07-04-2009, 18:50
istemek asla ulaşamama durumunun haz verici kısmıdır

Bab VerLoren
07-04-2009, 19:21
vermek istemiyorum dersek vermek istememeyi istiyorum mu olacak ? :silly

Koala
07-04-2009, 20:23
biyolojik bişi :silly

aura
07-04-2009, 20:27
şimdi tabi doğru.volenter bir motor hareketin başlangıcı motor kortex betz hücresinin çakmasıdır.bu impuls inen motor yollar ile omuriliğe,sonra da ilgili pleksus aracılığı ile periferik sinire iletilir.noromusküler bileskeden kasa geçen uyarı hareketi doğurur ama motor nörona çak emrini kim verir?(istemek) burada ruh denen kavramı devreye sokarsak iş kolaylaşır.yoksa debelenip dururuz

kamen
07-04-2009, 20:36
iki ekmek verirmisin ahmet abi. :silly

insensitive
07-04-2009, 23:12
way bea

kelebek
07-04-2009, 23:25
burada ruh denen kavramı devreye sokarsak iş kolaylaşır.yoksa debelenip dururuz

Diyelimki ruh istiyor, zaten ruh dediğimiz şey kendimiziz, ruh'u bilinçle ifade edebiliriz ''benlik'' ben olan şey ruh/bilinç. Ruhumuz bedeni terkettiğinde geriye et ve kemik kalır, ben olmaktan çıkmış bu cansız yığın tabiki isteyemez. konu ruh'un(ben olan her ne ise) isteğini istemesini tetikleyen şeyin ne olduğu?

aura
08-04-2009, 00:57
Diyelimki ruh istiyor, zaten ruh dediğimiz şey kendimiziz, ruh'u bilinçle ifade edebiliriz ''benlik'' ben olan şey ruh/bilinç. Ruhumuz bedeni terkettiğinde geriye et ve kemik kalır, ben olmaktan çıkmış bu cansız yığın tabiki isteyemez. konu ruh'un(ben olan her ne ise) isteğini istemesini tetikleyen şeyin ne olduğu?
bir şeyi sıfır noktası kabul etmeliyiz.aksi halde bigbang den önce ne vardı,veyahut yaratanı kim yarattı gibi cevabı olmayan sorular çıkmazına gireriz ki kör döğüşünden başka bişey olmaz.

kelebek
08-04-2009, 02:30
Olaya ilk başta dinsel açıdan veya varsayımlar üzerine düşünerek bakmadan önce biraz bilimsel konuşalım istedim, aksi halde bizim bilmediğimiz binlerce neden sunulabilir. Önemli olan kanıt.

mesela buraya kadar iz sürmüşsün;

volenter bir motor hareketin başlangıcı motor kortex betz hücresinin çakmasıdır.bu impuls inen motor yollar ile omuriliğe,sonra da ilgili pleksus aracılığı ile periferik sinire iletilir.noromusküler bileskeden kasa geçen uyarı hareketi doğurur ama motor nörona çak emrini kim verir?
bu çok güzel.

Burada sence madde ve mana alemi bitiyor ve bizim bilmediğimiz bir boyut mu başlıyor?

insensitive
08-04-2009, 03:08
simdi diyelim ki ben william olmusum yeniden adcılık oynuyorum
komik olur degil mi
bu senin sorularında bir o kadar gecmiste kalmıs sorular
yok amacım illa tanrıyı ıspatlamak manevi bir güc pesinde kosmak ise evet basarılısın ama kelebek olmuyor bea
kuantum fiziginden bahsederdin zamanında, geliyorsun en katı haliyle determinist oluyorsun
elbetteki bunun ucu metafizige gider
gerci catallasmaların oldugu yerde nedensellik ilkesi kullanılabiliyor ama zaman/uzay kavramları cokluk gösteriyor
yine tam cvp cıkmıyor karsımıza, sadece dogruya bir yönü ile ulasabiliyoruz
istemek sorusu elbetteki önemli bir soru, bu zamana kadar insanoglu bir sekilde hayatını devam ettirebilmesi bir nevi bu eylemde hayat bulmus da diyebiliriz ama sadece istemek mi, ya da bunu saglayan seyler toplamı mı? tamamıyle bu degil tabi, bu bir kısmı...
istemek bana göre temel ihtiyaclarıdır(bunları sıralamaya gerek var mı), ama tabi günümüze böyle bakabilir miyiz? hayır
dünya sistemi olarak kapitalizmi ve ekonomi politigi bunun dısında bırakırsak, meta fetisizmi ve bunların seylesmesi, maddiyatlasması sözkonusu olmazsa, arz, talep iliskileri irdelenmezse, tabi sadece ekonomi politik degil, bunun en genel hali ile bu soru sosyal bilim cervesi icerisinde incelenmezse, hali ile maneviyatta hemen can bulması kacınılmaz olur
elbette ki bu maneviyatı red etmek anlamına gelmez(böyle bir sey sözkonusu olamaz), yani ben araba istiyorum, bunu bana istettiren nedir? Allah mı?(töbe töbe) degil tabi ki, bir sistem var ve bilesenleriyiz bizde bunun
bunların birlikteligi icerisinde bakılınca sis perdesi biraz daha kalkar inancındayım
tabi sırf nedensellik ile degil nasıl sorularının sorulması zaman(/uzay) icerisinde yol almamızın kaotik düzleminde bos yere caba sarfetmemizi gerektirmez
uzay/zaman konusunda degisimler icin afrika nedir sorusuna verilecek cvplar biraz aydınlatıcı olur
gecmisten nasıl bahsedebiliriz ki, gelecege bir sekilde bakalım, ya da gecmis ve gelecegi ne ve nasıl belirliyor/belirleniyor ki istemek fiilinin kökenine bu yollarla inelim, kopuslar sözkonusu ise bu eylemin gerceklesmesinde sözkonusu olan, gecmise dogru emin adımlarla yürürken bu kopusları nasıl yakalamamız umulabilir
neyse soru bana göre gayet mantıklı(aslında cok basit görünmesine ragmen gösterdigim gibi bir cok bilesken icerisine davet ediyor) fakat cıkıs yolları sakıncalı

boshver
08-04-2009, 11:06
Ornegin cok yerseniz, artik birsey yemek istemezsiniz,cunku tatmin oldunuz.Ama yine de baska seyler istersiniz, bir kahve, sigara, biraz likor.

Anneniz/babaniz size dunyadaki en buyuk sevgiyi verir, tatmin olursunuz, ancak baskasinin sevgis de gerekir.

Bence insanin tatmin duygusunun fiziksellik disinda gelisememis olmasindan kaynaklaniyor.

kelebek
08-04-2009, 19:35
simdi diyelim ki ben william olmusum yeniden adcılık oynuyorum
komik olur degil mi
bu senin sorularında bir o kadar gecmiste kalmıs sorular
yok amacım illa tanrıyı ıspatlamak manevi bir güc pesinde kosmak ise evet basarılısın ama kelebek olmuyor bea
kuantum fiziginden bahsederdin zamanında, geliyorsun en katı haliyle determinist oluyorsun
elbetteki bunun ucu metafizige gider
gerci catallasmaların oldugu yerde nedensellik ilkesi kullanılabiliyor ama zaman/uzay kavramları cokluk gösteriyor
yine tam cvp cıkmıyor karsımıza, sadece dogruya bir yönü ile ulasabiliyoruz
istemek sorusu elbetteki önemli bir soru, bu zamana kadar insanoglu bir sekilde hayatını devam ettirebilmesi bir nevi bu eylemde hayat bulmus da diyebiliriz ama sadece istemek mi, ya da bunu saglayan seyler toplamı mı? tamamıyle bu degil tabi, bu bir kısmı...
istemek bana göre temel ihtiyaclarıdır(bunları sıralamaya gerek var mı), ama tabi günümüze böyle bakabilir miyiz? hayır
dünya sistemi olarak kapitalizmi ve ekonomi politigi bunun dısında bırakırsak, meta fetisizmi ve bunların seylesmesi, maddiyatlasması sözkonusu olmazsa, arz, talep iliskileri irdelenmezse, tabi sadece ekonomi politik degil, bunun en genel hali ile bu soru sosyal bilim cervesi icerisinde incelenmezse, hali ile maneviyatta hemen can bulması kacınılmaz olur
elbette ki bu maneviyatı red etmek anlamına gelmez(böyle bir sey sözkonusu olamaz), yani ben araba istiyorum, bunu bana istettiren nedir? Allah mı?(töbe töbe) degil tabi ki, bir sistem var ve bilesenleriyiz bizde bunun
bunların birlikteligi icerisinde bakılınca sis perdesi biraz daha kalkar inancındayım
tabi sırf nedensellik ile degil nasıl sorularının sorulması zaman(/uzay) icerisinde yol almamızın kaotik düzleminde bos yere caba sarfetmemizi gerektirmez
uzay/zaman konusunda degisimler icin afrika nedir sorusuna verilecek cvplar biraz aydınlatıcı olur
gecmisten nasıl bahsedebiliriz ki, gelecege bir sekilde bakalım, ya da gecmis ve gelecegi ne ve nasıl belirliyor/belirleniyor ki istemek fiilinin kökenine bu yollarla inelim, kopuslar sözkonusu ise bu eylemin gerceklesmesinde sözkonusu olan, gecmise dogru emin adımlarla yürürken bu kopusları nasıl yakalamamız umulabilir
neyse soru bana göre gayet mantıklı(aslında cok basit görünmesine ragmen gösterdigim gibi bir cok bilesken icerisine davet ediyor) fakat cıkıs yolları sakıncalı

Yazında sadece bize gösterilmiş sınırlar içinde kalmamız, günlük ekonomik, politik, siyasi, sosyal ve akıp giden hayatın getirdirdiği düzene göre yaşama çerçevesi içinde kalmamızı öneren bir düşünce sezdim. Bu elbetteki konumuzun dışında, soruyla ilgili olmamakla beraber sorunun sorulup yada sorulmaması tartışmasına girişmişsiniz sayın baybilmiş. Bu konu başka bir platformda ayrıca tartışılabilir. Fakat konuyu kaydırıp ille bu yöne çekmek gerekiyorsa bunuda yapabiliriz. Evet ucu metafiziğe kadar gitmekle kamıyor kökeni metafiziğe dayanıyor sanki. Önce ''bu yola girebilirmiyiz yada girmek gerekli mi?'' sorusunu ele alırsak basit kaçacak bir ifadeyle size ''sürü psikolojisi''ni hatırlatmakta bir sakınca görmüyorum. Size bir bilgi geldiği zaman yada birşeyleri bildiğiniz zaman bunu hemen saklamak mı yoksa gelecek tepkilere göğüs açarak anlatmak, aynı zamanda şekillenmesi içinse anlamaya çalışmak, veya muallakta kalmak, hangisi doğru diye ister istemez insan düşünüyor.
Hak vermemek mümkün değil, fakat bu düşüncelerle kendi içinde cebelleşmekte tam olarak doğru değil. Çıkış yolları sakıncalı olabilir, gerçek olan bunun yanında tirilyonlarca sakıncalı çıkış yolunun içinde bir tane doğru yol olması gerekliliğidir, aksi taktirde evren olmazdı. Tam bu noktada kalkıp fenomenoloji'yi savunmak, aynı zamanda o bir tane doğru yol haricindeki tirilyonlarca sakıncalı yola girmemiz gerektiğini savunmaktır.

OsLeadER
09-04-2009, 12:25
Çok dini bir yorum yapacam:D

Herşey aciz yaratıldığı için istemek sonradan oluşmaz. Çünkü varlıklar daha dünyaya gelir gelmez ihtiyaçlarıyla beraber doğar. İstemek ihtiyaç ile gerçekleşir. İhtiyaç da dünyaya adım adır atmaz var olduğu için(hatta ana karnında bile) istemek de dünyaya adım atar atmaz oluşmuş olur.

Bu konu pek felsefik gibi

kelebek
09-04-2009, 13:58
Çok dini bir yorum yapacam:D

Herşey aciz yaratıldığı için istemek sonradan oluşmaz. Çünkü varlıklar daha dünyaya gelir gelmez ihtiyaçlarıyla beraber doğar. İstemek ihtiyaç ile gerçekleşir. İhtiyaç da dünyaya adım adır atmaz var olduğu için(hatta ana karnında bile) istemek de dünyaya adım atar atmaz oluşmuş olur.

Bu konu pek felsefik gibi
Yani istemek sonradan oluşuyor olamaz, varolmakla eş zamanlı oda ortaya çıkmış olur, hatta varolmakta onun ortaya çıkmasına neden olan bir istem olduğundan varlıktan daha önce vuku bulması gerekliliğimidir sence?

OsLeadER
09-04-2009, 17:13
Varolmakla oluşur. Bu kadar :D Bence yani tabiki. Varolmakla ihtiyaç doğar. Dolayısıyla istemek fiili ortaya çıkar. Ama bu illaki bilinçli bir istem değil demek istediğim

insensitive
10-04-2009, 13:41
Yazında sadece bize gösterilmiş sınırlar içinde kalmamız, günlük ekonomik, politik, siyasi, sosyal ve akıp giden hayatın getirdirdiği düzene göre yaşama çerçevesi içinde kalmamızı öneren bir düşünce sezdim. Bu elbetteki konumuzun dışında, soruyla ilgili olmamakla beraber sorunun sorulup yada sorulmaması tartışmasına girişmişsiniz sayın baybilmiş. Bu konu başka bir platformda ayrıca tartışılabilir. Fakat konuyu kaydırıp ille bu yöne çekmek gerekiyorsa bunuda yapabiliriz. Evet ucu metafiziğe kadar gitmekle kamıyor kökeni metafiziğe dayanıyor sanki. Önce ''bu yola girebilirmiyiz yada girmek gerekli mi?'' sorusunu ele alırsak basit kaçacak bir ifadeyle size ''sürü psikolojisi''ni hatırlatmakta bir sakınca görmüyorum. Size bir bilgi geldiği zaman yada birşeyleri bildiğiniz zaman bunu hemen saklamak mı yoksa gelecek tepkilere göğüs açarak anlatmak, aynı zamanda şekillenmesi içinse anlamaya çalışmak, veya muallakta kalmak, hangisi doğru diye ister istemez insan düşünüyor.
Hak vermemek mümkün değil, fakat bu düşüncelerle kendi içinde cebelleşmekte tam olarak doğru değil. Çıkış yolları sakıncalı olabilir, gerçek olan bunun yanında tirilyonlarca sakıncalı çıkış yolunun içinde bir tane doğru yol olması gerekliliğidir, aksi taktirde evren olmazdı. Tam bu noktada kalkıp fenomenoloji'yi savunmak, aynı zamanda o bir tane doğru yol haricindeki tirilyonlarca sakıncalı yola girmemiz gerektiğini savunmaktır.

hayır canım mistik arkadasım, ucu acık bir cerceveden bahsettim
nasıl ki heiddegger'ın varolusunu zaman/uzay kavramlarının dısına cıkaramazsak, bu fiillleride bazı seylerin dısına cıkaramamız, bunların sınırlandıgı anlamına gelmez, bir o kadar konunun karısık hale gelmesi ve sınırsızlasması anlamına gelir
tabi bir liberal görüslü bir marksist görüslü kisi, bunları en nihayetinde belirli sınırlara sokabilir, bu gayet dogaldırda, bende bunların toplamının ele alınacagı gibi, bir bütünlük icerisinde diger bilesenleride bu isleme sokmamız gerektigi inancındayım
bunu illa politik, siyasal olarak görüyorsanız bu sizin eksiginizdir denebilir
bahsettigin tirilyonlarca yanlıs, kime göre yanlıs, yanlıslama varılan sonuclar üzerine ise, ben bunları coklu gercek kuramınca ele alınıp incelenmesi taraftarı oldum, yanılmalar sorunun sadece maneviyat kısmı icindi, pek tabi maneviyatı dıslayarakta sadece bir toplam icerisinde sosyal bilimlerle de ele alınamaz bu
söyle bir örnek vereyim, istemek fiili bir kere dogustan gelir, söyle ki sen yasamının sürekliligini saglamak zorundasın, daha sonrasında ise yasamının cevresel faktorlerinde bir belirlenmislik sözkonusu olacaktır, bu belirlenmis icerisinde bir akdeniz kültürüde seni etkiler(anadolu dogal olarak akdeniz kültür kuramının icerisinde yer bulur kendini), bu kültürü yaratan, olusturan en büyük öge dinlerdir en nihayetinde(ateisti bile dahil buna) ve bu belirleyici etmenler icersiinde dogal olarak ele alınacaktır
ama yok ben soyut olarak ele alırım, orta-cag vari kutsal kitabımı alır alıntılar yaparaktan teolojik kanıtlar getirmeye calısırım dersen, bir o kadar geriye(?) gitmeye gönlüm el vermez
istemek evt bir varolus sorunudur, ama bu sorun nasıl baslar? dogustan mı baslar, dogduktan öte de belirlenmelere girildigi andan mı baslar
dogustan baslayan "istemek" üzerine sanırım hem fikiriz, ki gayet basit bir cıkarım, cünkü karmasa yok basit gerceklik hakim, oysa ki asıl sorun karmasanın basladıgı zaman boyutları icerisine karsımıza cıkar ve burda en kücük dıslama yanılsamaları, yanılmaları, elde edilen gerceklerin yitimine neden olur
bilmiyorum, ben bastan yol alacam dersen, kisisel tercih derim, ama özellikle 40lardan itibaren varolus sorun olarak hemen hemen aynı sorunlar üzerine durur, gelinen nokta sistemin karmasası icerisinde "isteme"nin belirlemesidir
sistem denilen sey tabi ki de insanlara ürkünc gelebilir, dogaldır konusmamak gerekir analiz etmemek gerekir, büyüklerimiz öyle tembih etmistir, ülkemizin sosyal bilimlerde bir o kadar geri(?) olmasının nedenide bu olsa gerek
oysa ki ibni rüsd, gazali, ibni haldun gibi büyük düsünürler bunları dıslamamıstı, bu dıslama ikinci dünya savası sonrası metadolojinin gelisimi ile gerceklesmistir sonrasında pasif aydınlanma elestirisinde son bulmustur, yeni gelisen sosyal bilimler ise(her ne kadar oral sanderde marksist görüsler hakim olsa da) sistemler üstüne cıkar ve ayrısmaları bu bütün icerisinde toplar
yani bugünün dünyasında ekonomi ile politika birlesiyor, felsefe bunlardan ayrı düsünülmüyor, ilahiyat tarih yazıcılıgında önemli bir rol oynuyor, antrolopoji aynı sekilde hem tarihle birlestigi gibi sosyolojiye cogu sekilde katkı saglıyor vs....
bir örnek verdim ya, araba istemeni saglayan nedir? dogustan mı gelir? tanrıdan mı gelir? bu istek nasıl olusur?

boshver
10-04-2009, 14:01
Mustafa Sandal olabilir (biliyorum igrenc)

insensitive
10-04-2009, 14:08
sahsıma yapılmıs bir saldırı olarak kabul ediyorum

kelebek
10-04-2009, 17:23
araba istemeni saglayan nedir? dogustan mı gelir? tanrıdan mı gelir? bu istek nasıl olusur?

Şimdi konumuza dönmüş olduk halihazırda konunun ana teması buydu. Genelde şöyle bir hata yaparız, bir şeyi düşünmeye odaklanırken önce kendi benliğimizden başlarız. Asl olan bizizizdir. Tıpkı Batlamyus'un geometrik kuramında anlattığı Yer'in sabit durduğu, Güneş, Ay, Merkür, Venüs, Satrün, Jüpiter ve diğer yıldızların Yer'in etrafında döndüğü gibi bizde evrenin kendi etrafımızda döndüğünü düşünürüz. Oysa durum çok farklıdır. ''Araba istememi sağlayan nedir?'' sorusuna verilecek cevap varoluştan kaynaklı bir istenç olabilir. Fakat konuyu irdelediğimizde bu kadar basit olmadığı ortaya çıkar. Asıl soru; ''Araba isteme fiilini istememi sağlayan nedir?'' ''İsteme fiilini isteten şey nedir?'' sorusudur.

İsteme fiilini istemeyi bizim istemediğimizi varsaydığımızda bunun aksini iddia etmek için o ilk istencin emrini kendi içimizde bulmamız gerekir. Oysa ne kadar düşünürsek düşünelim sadece istediğimiz zamanı ve duyguyu hatırlarız. Kaçırdığımız nokta, o ilk istemeyi istemek emridir ki bunun bizim irademiz dahilinde gerçekleşip gerçekleşmediğidir.

aura
11-04-2009, 00:09
Kaçırdığımız nokta, o ilk istemeyi istemek emridir ki bunun bizim irademiz dahilinde gerçekleşip gerçekleşmediğidir.
bizim irademiz dediğimiz neki? ''ben'' dediğimiz şey ne ki?
aha bak ne güzel yabancılaşıyor insan kendisine değil mi? bu felsefe değil psikozdur

insensitive
11-04-2009, 04:15
Şimdi konumuza dönmüş olduk halihazırda konunun ana teması buydu. Genelde şöyle bir hata yaparız, bir şeyi düşünmeye odaklanırken önce kendi benliğimizden başlarız. Asl olan bizizizdir. Tıpkı Batlamyus'un geometrik kuramında anlattığı Yer'in sabit durduğu, Güneş, Ay, Merkür, Venüs, Satrün, Jüpiter ve diğer yıldızların Yer'in etrafında döndüğü gibi bizde evrenin kendi etrafımızda döndüğünü düşünürüz. Oysa durum çok farklıdır. ''Araba istememi sağlayan nedir?'' sorusuna verilecek cevap varoluştan kaynaklı bir istenç olabilir. Fakat konuyu irdelediğimizde bu kadar basit olmadığı ortaya çıkar. Asıl soru; ''Araba isteme fiilini istememi sağlayan nedir?'' ''İsteme fiilini isteten şey nedir?'' sorusudur.

İsteme fiilini istemeyi bizim istemediğimizi varsaydığımızda bunun aksini iddia etmek için o ilk istencin emrini kendi içimizde bulmamız gerekir. Oysa ne kadar düşünürsek düşünelim sadece istediğimiz zamanı ve duyguyu hatırlarız. Kaçırdığımız nokta, o ilk istemeyi istemek emridir ki bunun bizim irademiz dahilinde gerçekleşip gerçekleşmediğidir.

ya kelebek ben bundan farklı bir sey mi diyorum sana
istemek ben/öteki kavramlarını dogal olarak kendi bütünlügünde ele alınması zorunlugunu beraberinde getireecktir, özne/nesne iliskilerini de, etkenlik/edilgenlik sorununu da...
en nihayetinde auranın da demis oldugu gibi yabancılasma sorununu da...
ben son paragraftaki düsüncelerine ek olarak, zaten bunun böyle olmasının bazı seylerin süreklilik kazanması istencinden kaynaklandıgını düsünüyorum, anlık düsünce kalıpları icerisinde debelenip durmaktır, "zeitgeist"...
zaten bugünün dünyasında düsünce öznenin etkenligi üzerinedir artık
öznenin etkenligi sorunu, özneyi etkisiz hale getiren bazı seylerin elestirilmesi, analiz edilmesi vs sorunlarını da getirecektir
bu nedenledir ki, bugün icin evt istemek fiilini bizim irademiz dısında gerceklestigi ama yanılsamaların irademiz dahilinde oldugudur
öncesinde bunun bir üst yapı sorunu oldugunu ve cözümler sunulacagından süphe yoktu ama üst yapının kendi icerisinde ekonomiklesmesi ve baudrillardın dedigi üzere metaların seylesmesi üzerine, bunun sadece ekonomi ile de acıklanmayacagı, bu sorunun icerisine bir cok bileseni dahil ettigi ortadadır
yani istencini belirleyen belirli seyler sözkonusu ama her seyi ile degil, bundan kurtulmanda mümkün ya da üstünlük kurmanda, ya maneviyatında hakim olmanda
zaten sorun istencin belirlenmeye basladıgı zaman ortaya cıkıyor dikkat ettiysen, kisinin bir belirlenmisligi bir konumlandırılmıslıgı sözkonusu oldukca istenc eylemi kisinin bagımsızlıgında olmaz ve insanın sonsuzluguna vurulan zincirleride beraberinde getirir, sınırlanır...

kelebek
11-04-2009, 18:33
bizim irademiz dediğimiz neki? ''ben'' dediğimiz şey ne ki?
aha bak ne güzel yabancılaşıyor insan kendisine değil mi? bu felsefe değil psikozdur

Aura, zaten amaç ''ben'' dediğimiz şeyin içinden çıkıp olaya objektif açıdan bakmak. Bir önceki yazımda buna değinmiştim. Ben merkezli bir dünyada yaşıyoruz. Korkumuz ben merkezli bir dünya'nın sınırlarından çıkıp kendi kendimize yabancılaşmakken, gerçek ise kendi içimizden çıkıp farklı bir açıdan bakmayınca kendimizi görememektir. Ne kadar ironik değil mi?



zaten sorun istencin belirlenmeye basladıgı zaman ortaya cıkıyor dikkat ettiysen, kisinin bir belirlenmisligi bir konumlandırılmıslıgı sözkonusu oldukca istenc eylemi kisinin bagımsızlıgında olmaz ve insanın sonsuzluguna vurulan zincirleride beraberinde getirir, sınırlanır...

O halde ''Araba'' istediğimiz zaman aslında biz istemiş olmuyoruz. Bizim yaptığımız şey irad etmemizi isteyen şey'in isteğine göre hareket etmek, bunu çıkardım cümlenden doğru mu? Peki bizim irad etmemizi kontrol eden şey ne sence?

aura
11-04-2009, 20:55
iradeyi oluşturan şey her ne ise,evrimsel bir sürecin parçası gibi duruyor.nöronal gelişimle doğru orantılı olarak gelişiyor.yani mesela kedi ''araba'' istemiyor.o zaman iradeyi oluşturan ''şey'' organik temellidir denebilir.veya organik tabana dayanmaktadır en azından.e o zaman ruh diye bişi yoktur veya en azından en azından elle tutlur bişeydir (saçmaladım mı?)

kelebek
11-04-2009, 22:10
iradeyi oluşturan şey her ne ise,evrimsel bir sürecin parçası gibi duruyor.nöronal gelişimle doğru orantılı olarak gelişiyor.yani mesela kedi ''araba'' istemiyor.o zaman iradeyi oluşturan ''şey'' organik temellidir denebilir.veya organik tabana dayanmaktadır en azından.e o zaman ruh diye bişi yoktur veya en azından en azından elle tutlur bişeydir (saçmaladım mı?)

İrade'yi cansız ve ne istediğini bilmeyen hatta kendi varlığından bihaber materyallerin oluşturamayacağı çok açık. Bu yüzden evrim diyemeyiz. Mesela kedi ''Araba'' istemiyor, insanda kedi maması istemiyor, ikiside tam olarak kendine lazım olan şey'leri istiyor demekki burda bir düzen var, bizim veya herhangi bir varlığın (kedi, köpek, kuş, civciv, insan) irad'ının bir kontrol mekanizması olmalı. Bulmacayı tamamlamak için parçaların tek tek yerine oturması gerek. Ruh'u kabul ettiğimizde farklı boyutta olmasına rağmen onunda bir varlık olduğu gerçeğini göz önüne alırsak onunda bu olayın müsebbibi olmadığını anlarız. Çünkü onunda bedenimizde tutunması için bazı istekleri/ihtiyaçları var, oysa bizim üzerinde konuşuğumuz şey ilk istencin nasıl doğduğu veya ''ne?'' olduğu.

insensitive
12-04-2009, 01:22
O halde ''Araba'' istediğimiz zaman aslında biz istemiş olmuyoruz. Bizim yaptığımız şey irad etmemizi isteyen şey'in isteğine göre hareket etmek, bunu çıkardım cümlenden doğru mu? Peki bizim irad etmemizi kontrol eden şey ne sence?

zaten karmasa yanılsamanın dogallıgından gelmekte
tam bir cvp vermem beklenemez herhalde, ama en büyük tartısma meta fetisizmi üzerine kurulu
tabi meta fetisizmi marx'dan öncesine dayanan bir konu, ama zamanında en acık sekilde analizi kendisi yapmıstır, üst yapı elestirisi ile de bunu tamamlamıstır
lakin daha sonrasında(buna 68devrimi sonrası diyorlar) metanın seylesmesi üzerine konu daha karmasık oldu, cünkü irad dedigimiz seyin bizden bagımsızlasması ama bir o kadar da benci olması sorunu üzerine kuruldu
misal bir reklam senin ne alacagını belirleyebiliyor, sen secim yaptıgını sanıyorsun, ama piyasadaki ürünler kısıtlı, yani sana bahsedilen özgürlük alanına kısıt geliyor, daha öncesine sınırsız olan istek/ihtiyac birlikteligi dönemimizde ihtiyac olmaktan cıkmıstır, mesela yemek yemenin zevk haline gelmesi, fransanın tasarım olarak dünyaya sunmus oldugu restaurantları sayesinde olmustur, ama bircok insan bunun farkında bile degildir
konu uzay/zaman kavramlarındaki degisimide beraberinde getiriyor, cünkü kendi özgür iradesiyle konusan birey, anlık müdahalelerde bulunmaya baslıyor, bunun anlamı tarihin "simdi" olarak yazılmasıdır
yani kısacası bahsetmis oldugum üzere öznenin edilgenli ortaya cıkıyor, buna neden olan seyler sadece belirleyebildiklerimizdir, tabi ki de kapitalist sistem(bütün bilesenleri ile) ama bunu ekonomi dısı(ama bir o kadar da ekonomiklesen) tamamlayan parcaları da vardır, egitimi, kültürü, hukuk'u vs... cogaltılabilir
soyut olan bu üst yapısal gelisim orta sınıfın dünya kültürüne(sistemine) girisi ile belirmistir ve tabi hakim olusuyla da...(her sey ekonomidir demek istemiyorum tabi bunların ekonomiden bagımsızlıgı da sözkonusudur, ya da kendi ekonomik bütünlüklerini kurdukları...)
tabi maneviyat konusu burda sistem ile bütünlük icerisinde görünse de(weberin protestanlık ahlakı misal) aslında egemence belirlenen, hizmetinde olan bir "sey" haline gelmistir, bana kalırsa maneviyat kendi özünde ihtiyaclar üzerine kuruludur, ihiyacın belirlenmesi ise kisinin kendi iradesine aslında iradesi kendine baglıdır, acıktıgında yemek yer, ihtiyacı olan isleri ihtiyacı dogrultusunda gelistirdigi araclarla saglar, bunların bir pazar olusturması, bir kar güdümü söz konusu degildir. böyle olunca dogal olarak yabancılasma da ortadan kalkar

kelebek
24-04-2009, 16:00
misal bir reklam senin ne alacagını belirleyebiliyor, sen secim yaptıgını sanıyorsun, ama piyasadaki ürünler kısıtlı, yani sana bahsedilen özgürlük alanına kısıt geliyor
Yani seçme hakkı seçeneklerle kısıtlanmış, bize sadece olan şeyi seçme yetisi verilmiş. Örneğin seçmek için kıyaslama yapmak gerekir kıyasladığımız şeyler asıl hayatta zaten var olan şeyler olmayan bir şeyi seçmemiz mümkün değil. Halihazırda bizim kontrolümüzde olan bir ''şey'' yok.

Butterfly
25-04-2009, 22:59
mesala ben öss diye kuduranlardanım sabah kalkıp katüüü akşam yatarken katüüü derim bu istemekdir :D

lostname
25-04-2009, 23:11
böle şeylere kafayı fazla yormamak gerekir :)
kayışta sıyarabilir :sevimli:
valla kayışta sıyırır memede yapar her türlü gideri var

RudeBoy
25-04-2009, 23:40
İstedim de vermediler, meğer Sivas'lıymış!!???.. Böyle bir türkü var, siz bilmezsiniz :silly bilmeyinde, hatta yasaklansın..

Essovius
26-04-2009, 14:06
aga şuna istediğini verinde konu kapansın :silly

zufall_allen
26-04-2009, 14:08
mesala ben öss diye kuduranlardanım sabah kalkıp katüüü akşam yatarken katüüü derim bu istemekdir :D
istemektir olucak o öss de yazım yanlışlarından soru olarak gelebilir kaçırma :icecream:

Butterfly
27-04-2009, 13:35
istemektir olucak o öss de yazım yanlışlarından soru olarak gelebilir kaçırma :icecream:
bugün bunlara çalışıyorum zaten :mad fıtık oldum basit bir konuyu yapamıyorum :mad
teşekkürler ama :D

Bab VerLoren
27-04-2009, 14:08
istemek elde etmenin yarisidir. elde etmeyi istiyoruz o halde bu oran ceyrege kadar dusuyor.bu mantikla gidersek aslinda istemek elde etmenin hic birseyidir. isteyerek birseylere sahip olamayiz gibi bir sonuc cikmaz degil. ??%%&fuckin`

Minacettin
27-04-2009, 14:21
İstemek hiçbir şeydir , alabilmek her şey.

Reklam kokan hareketler.